Modern Hafıza Teknikleri ve Kadim Medrese Usulü

Sene 2018 Son yıllarda bir adam çıktı iddia ediyor “gelin kursa katılın benim keşfettiğim modern hafıza teknikleriyle size ingilizce öğreteyim, Arapça öğreteyim, yok 200 yabancı kelime öğreteyim.. öyle bir öğretirim ki bir daha unutamazsınız filan..” diyor. Aslında Arapçayı öğrettiği yok. Hatırı sayılır para ödeyip bunun kursuna katılan birinden bizzat dinledim, tek kelime ile isyan ediyordu “Bir şey öğrenmiş değilim, haram olsun aldığı para!” diyordu. Bir kaç cümle , üç beş kelime öğrenenler de var..

Peki nedir bu esrarengiz teknik !? Bu sihirli hafıza tekniği adında iddia edildiği gibi modern mi, yeni mi bulundu ? Hayır. Klasik medrese kitapları incelendiğinde bu üsulun bin yılı aşkın süredir başarılı bir şekilde İslami ilimler tahsilinde kullanıldığı görülmektedir.

Geçmiş ulema Allah cümlesinden razı olsun öyle diğergam öyle kadirşinas insanlardı ki.. Kitap telifinde takip ettikleri usul sayesinde bugün keşfedilen! hafıza tekniğini zaten uygulamışlardır. Şöyle ki; bir alim bir kitap yazar. Ardından gelen bu veciz metne bir şerh yazar, bir sonraki bu şerh üzerine haşiye, bir sonraki bir tahkik ilave eder ve böylece bilgi birbirine zincirleme ekli alakalı bir şekilde çoğalır. İlim Talebesi ilk yazılan metni kısa olduğu ve basit olduğu için kolayca ezber. Üzerine kademe kademe harmanlanan bilgiyi de mütalaa ederek zengin malumat deposunu beynine işler.

Misal olarak mesela Medresede talebe önce Emsile-i muhtelife’yi ezberler, sonra üzerine Emsile-i muttarideyi, sonra Emsile üzerine Bina ve ardından İzzi/Maksut kitaplarını okur. Ve bu akıllı sıralama sayesinde “Çivileme” ve “akrostiş” hafıza tekniklerini uygulanmış ve bütün bu ilimleri en sağlam bir şekilde hafızaya almış olur ve Allahın izniyle unutmaz..

Diğer bir misal; Ömer Nesefi Usul-u Fıkha dair kısa ve öz bir eser Muhtasar-ı Metni Menarı yazar. Sonra onu El Menar adıyla şerh eder. Sonra ki bir alim ise bu şerh üzerine Nur ul-Envar adında daha geniş bir eser yazar, Bir diğeri ise bunun üzerine Kamer el-Ekmar adında bir haşiye yazar ve bu sıra ile okunduğunda hafıza yöntemlerinden “çivileme” ile “akrostiş” yine başarılı bir şekilde uygulanmış olur.

Talebenin ilk metni ezberlemesi kısa olduğu için kolaydır. Diğer şerhleri ise mütalaa eder ve sonunda ezberlediği metni hafızasından tekrar ettikçe şerhlerdeki malumatı hatırlayacak ve aslında akılda tutulması mümkün görünmeyen binlerce malumatı bu yöntemle kolayca hatırlayabilecektir. Bu usul İslami ilimlerin tamamında uygulanmış ve kadim medrese usulünde tedrisat gören talebeler bu yöntemlerle en iyi şekillerde yetişmişlerdir.

Eski alimlerin bu usulünü şimdilerde bulmak ise imkansızdır. Zira kendini ispat etme, insanları kendine yönlendirme hevesi yukarıda övülen üsulu tatbik etmeye müsaade etmiyor. Bugün bir bilim adamı veciz bir metin yazsa sonra bir diğeri bunu yetersiz veya izaha muhtaç bulsa derhal bir başkasını kaleme alıyor ve iki eser arasında doğrudan alaka olmadığı için hafıza tekniğini avantajı oluşmamış oluyor.

Hafıza tekniklerinden çivileme Nedir

Çivileme kişinin hafızasında bazı bilgileri önceden çivi gibi yerleştirmesi, sonrasında ise gerekli malumatı bunlarla ilişkilendirerek kolayca ezberlemesidir. Mesela size 30 tane farklı kelime verilse bunları ezberle 10 dakika sonra söyle deseler herhalde altından kalkamazsınız. Ancak çivileme yöntemi ile bu çok basit ve hatta sırasını bile karıştırmadan yapabilirsiniz. Sayıları önce birer nesneye benzetiyoruz, örneğin bir=direk iki=kuğu 3=tabure (üç ayaklı olduğu için) 4=cip (4×4 çektiği için) 5=el (beş parmak) .. Nesneye benzetilmiş bu sayılar beyinde çivi gibi sağlam olunca bundan sonra ezberlenecek kelimeler bu çivilere asılacak. Şimdi şu beş kelimeyi ezberlememiz gerekiyor olsun: araba leptop kalem telefon masa. 1) araba idi. Yapmamız gereken şey direk ile araba arasında bir ilişki ve hayali bir hikaye oluşturmak. Freni patlayan araba duramadı ve nihayet direğe çarparak durabildi ve ağaçtan olan telefon direği kırıldı. 2) leptop: kuğular gidecekleri yolu şaşırmışlar bir leptoptan google haritaya bakıyorlar. 3) kalem: kırılan taburenin ayağına kalem takarak tamir ettik. 4) telefon: ciple surat yapan sürücü kaza yaptı çünkü telefona bakıyordu. 5) masa: patron elini masaya öyle bir vurdu ki beş parmağının izi masaya çıktı.. Şimdi eğer çivileri sağlam yaptıysak bu beş kelimeyi kolayca hatırlayabilir sırasını bile söyleyebiliriz. Üçüncü kelime neydi diye sorulsa hemen kalem diyebiliriz. Bunun beş değil de 50 kelime olduğunu düşündüğünüzde bu yöntemin ne kadar etkili olduğunu anlarsınız.

Aslında bu, İslami eğitim sisteminde (Oryantal education) kullanılan “tümden gelim” yöntemidir. Batı eğitim sisteminde (western education) kullanılan “tüme varım” yönteminin zıttıdır ve batı dünyasının bugün keşfettiği bu tür hafıza teknikleriyle İslam aleminin bin yıldır bulunduğu noktaya henüz gelebilmiştir.

Bugün İmam Hatip Lisesi öğrencileri sekiz sene imam hatip lisesinde haftada dört saat Arapça eğitimi aldıkları halde Arapçayı öğrenemediklerinin sebebi imam hatip müfredatı da diğer lise kitapları gibi batı eğitim sistemi “tüme varım” yöntemi ile yazılmış olmalarıdır. Buna karşılık Medrese talebesi Arapça dilini bunca gramer kurallarına rağmen kısa zamanda öğrenir.

Çok zeki bir tıp öğrencisine yaz tatilinde hızlandırılmış medrese Arapçası dersleri verdim. Sonraki yıllar Arapçasını geliştirmek için Mısıra ve Sudana gitti. Bir gün karşılaştık ve bana dedi ki “şu an Arapçadan kafamda olan sizden ne öğrendiysem o..” Sebebi medrese müfredatının hafıza tekniklerine uygun mükemmel yapısı..

isa erdoğan, 21.10.2018

 

İsa Erdoğan

1994-2000 İstanbul Mahmud Efendi Medresesinde Yüksek Tahsil ve İcazetname. Görev yeri: Izmit,Edirne,Beyoğlu,Bayrampaşa,Küçükköy. Medrese ve Cami

You may also like...